İçindekiler
Toggle
Aort Darlığı Nedir?
İlerleyen yaş ile birlikte, aort kapağında kireçlenme veya daha teknik bir ifadeyle kalsifikasyon süreci gerçekleşir. Bu kireç oranı arttıkça, aort kapağının normal hareketi kısıtlanmaya başlar ve bu durum zamanla kapakta darlık oluşmasına yol açar. Kapaktaki darlık ciddi bir seviyeye ulaştığında, kalbin pompaladığı kanın vücuda yeterince ulaşamaması gibi bir sorun ortaya çıkar. Bu durum hastalarda, özellikle yürüyüş esnasında nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi rahatsız edici şikâyetlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Eğer kapaktaki darlık durumu daha da ilerlerse, ciddi bir komplikasyon olarak bayılma gibi belirtiler de görülebilir. Bu tür durumlar, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte ve dikkatli bir izlem ve tedavi gerektirmektedir.
Aort Kalsifikasyonu ve Nedenleri
Aort kapağında kireçlenme, yaşlanma süreciyle veya bazı sağlık sorunlarıyla ilişkili olarak meydana gelen bir durumdur. Kalpteki aort kapağı, kanın kalpten vücuda doğru akışını kontrol eden önemli bir yapıdır. Bu kapak, zamanla kalsiyum birikintileri ile dolabilir ve bu da kapağın işlevini olumsuz etkileyebilir. Kireçlenme süreci, genellikle belirli faktörlerin birleşimi sonucunda ortaya çıkar. Bu faktörler arasında yüksek tansiyon, yüksek kolesterol seviyeleri, diyabet gibi kronik hastalıklar ve genetik yatkınlıklar yer almaktadır.
Aort kapağındaki kireçlenme, zamanla kalp kapaklarının daralmasına veya sertleşmesine neden olabilir. Bu durum, kalbin kan pompalama yeteneğini azaltabilir ve kan akışının düzgün bir şekilde gerçekleşmemesine yol açabilir. Kireçlenme süreci genellikle yavaş ilerler, fakat ilerledikçe semptomlar da ortaya çıkabilir. Bunlar arasında nefes darlığı, yorgunluk hissi, göğüs ağrısı veya baş dönmesi gibi belirtiler yer alır. Bu tür semptomların yaşanması durumunda, bir sağlık profesyoneline danışmak önemlidir, zira zamanında müdahale, ilerleyici sorunların önlenmesinde etkili olabilir.
Aort Darlığının Belirtileri
- Nefes darlığı, solunum zorluğu ya da normalden daha az hava alabiliyor olma durumu olarak tanımlanabilir.
- Göğüs ağrısı, göğsün ortasında veya yanlarında hissedilen rahatsızlık veya acı olarak ifade edilebilir.
- Çarpıntı, kalbin normal ritminin dışında, daha hızlı veya düzensiz bir şekilde atması durumudur.
Çabuk yorulma ve bayılma, kişinin normalde yapabileceği aktiviteleri bile yerine getirirken hızla yorgun düşmesi ve bazen bilinç kaybı yaşayarak düşmesi durumu olarak tanımlanabilir. Bu belirtiler, genellikle vücudun yeterli oksijen veya enerji alamaması durumunda ortaya çıkar.
Aort Darlığı Tedavi Yöntemleri
Aort darlığı, tedavi konusunda ilaç kullanarak iyileştirilebilen bir durum değildir. Bu hastalık, kanın aort damarından düzgün bir şekilde geçişini engelleyen bir mekanik sorundan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, bu sorunun çözülmesi büyük bir önem taşır. Aort darlığının tedavi edilmesinde iki ana yöntem bulunmaktadır. İlk yöntem, cerrahi bir işlemle aort kapaklarının değiştirilmesidir. İkinci yöntem ise, anjiyografi aracılığıyla biyolojik bir kapak yerleştirilmesi olarak bilinen TAVI (Transkateter Aortik Kapak Değişimi) uygulamasıdır. Bu iki tedavi seçeneği, hastanın sağlık durumu ve hastalığın ciddiyetine göre belirlenir.
- Ameliyatla Kapağın Değiştirilmesi
- TAVI (Transkateter Aort Kapağı Implantasyonu)
TAVI işlemi nedir?
TAVI, yani “Transcatheter Aortic Valve Implantation” terimi, anjiyo yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen bir tıbbi prosedürü ifade eder. Bu işlemde, kasık bölgesindeki atardamara bir tüp yerleştirilerek, kalbin aort kapağında meydana gelmiş kireçlenme ve hareket kısıtlılığı gibi sorunlar çözülmeye çalışılır. Bu sorunlar nedeniyle kalbin normal bir şekilde çalışması zorlaşabilir. Bu prosedür sayesinde, biyolojik bir kalp kapağı, problemli olan aort kapağının içine yerleştirilir. Bu işlem, hastaların daha sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam edebilmesi için önemli bir tedavi seçeneği sunar.
TAVI işlemi kimlere önerilir?
Aort kapağında ciddi darlık sorunu yaşayan, 75 yaşının üzerinde bulunan tüm hastalar için ilk tercih edilen tedavi yöntemi, genellikle TAVI olarak adlandırılan transkateter aort kapak implantasyonu olacaktır. Bu durum, hastaların yaşlarının yanı sıra, genel sağlık durumlarını da dikkate alarak uygulanmaktadır. 75 yaş ve altındaki hastalar için ise durum biraz farklılık göstermektedir. Bu yaş grubundaki hastalara, kapak ameliyatı için belirli riskler taşıyan bireyler arasında yer alanlara, yani kalp yetmezliği, diabetes mellitus gibi kronik hastalıklara sahip olanlara veya daha önce kalp cerrahisi geçirmiş olanlara TAVI uygulanması önerilmektedir. Bu, hastanın genel sağlık durumu ve geçmiş tıbbi bilgileri ışığında en uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesine yardımcı olmaktadır.
TAVI’nin Avantajları ve Dezavantajları
TAVI’nin (Transkateter Aortik Kapak İmplantasyonu) bazı avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. İşte bunlar:
Avantajlar
- Hızlı İyileşme Süresi: Geleneksel açık kalp ameliyatlarına göre daha kısa bir iyileşme süresi sunar.
- Daha Az Ağrı: İşlem minimal invaziv olduğundan, daha az ağrı yaşanabilir.
- Düşük Risk: Genellikle yüksek riskli hastalar için daha az tehlike taşır.
Dezavantajlar
- Komplikasyon Riski: İşlem sonrası kanama veya diğer komplikasyonların riski vardır.
- Her Hasta İçin Uygun Olmama: Her hasta bu işlem için uygun olmayabilir; doktor değerlendirmesi gereklidir.
TAVI İşlemi Nasıl Yapılır?
TAVI işlemi, anjiyo odasında gerçekleştirilir ve genellikle bu süreçte hastanın solunum cihazına bağlanmasına gerek kalmaz. Öncelikle, hastanın daha rahat bir deneyim yaşaması için sakinleştirilmesi sağlanır. Bu sakinleştirme süreci genellikle rahatlatıcı ilaçların verilmesiyle gerçekleştirilir. İşlem sırasında lokal anestezi uygulanarak hastanın bölgesel duyuları yok edilir, böylece işlem daha az rahatsız edici hale gelir. TAVI işleminin toplam süresi yaklaşık olarak 50 ila 60 dakika arasında değişmektedir. İşlem sırasında iki kasıktan atardamar yoluyla ince bir tel ve borucuk (kateter) kullanılarak kalbe ulaşılmaktadır.
Kalbe ulaştıktan sonra, kireçlenmiş olan aort kapağının içerisinden ince tel geçiş sağlanır. Bu tel üzerinden, biyolojik kapak dikkatlice aort pozisyonuna getirilir ve ardından açılır. Böylece, eski kapak aort duvarına güvenli bir şekilde yapışır ve yeni takılan kapak, hemen anında işlev görmeye başlamaktadır. İşlem sonrası, gerekli kontroller yapılır ve kapakçığın iyi çalıştığından emin olunduktan sonra, tüm bu işlemler tamamlanır ve TAVI işlemi sonlandırılmış olur. Bu şekilde hastanın sağlık durumu düzenli bir şekilde izlenirken, komplikasyon riskleri de minimize edilmiş olur.
Şekil: TAVİ işlemi. A. Aort kapağından ince tel ile geçilmiş ve henüz açılmamış biyolojik kapak. B. Aort konumunda açılarak yerine oturtulmuş biyolojik kapak.
TAVI İşlemi Sonrası Süreç
Hastanın İyileşme Süreci
TAVI işlemi, günümüz modern tıbbında oldukça gelişmiş bir teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu işlem, sadece yaklaşık 5 milimetre çapında bir damar kılıfı kullanarak küçük damar yolları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. İşlem sonrasında hasta, genellikle 5 ila 6 saat içinde yürümeye başlayabilmektedir ki bu da hastaların iyileşme süreçlerini önemli ölçüde hızlandırmaktadır. TAVI’nin avantajlarından biri de, herhangi bir ameliyat kesisi veya dikiş olmamasıdır; bu durum, hastaların toparlanma sürelerini daha da kısaltmaktadır. Bunun neticesinde, hasta çoğunlukla bir ya da iki gün boyunca hastanede kalmakta ve ardından taburcu edilmektedir. Böylece, hastalar evlerine dönerek günlük yaşamlarına daha hızlı bir şekilde devam edebilmektedirler.
TAVI Sonrası Takip
TAVI işlemini geçirmiş olan hastaların takip süreci, sağlık durumlarının izlenmesi ve olası komplikasyonların önlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu süre zarfında doktorlar, hastalarının genel sağlık durumunu değerlendirmek amacıyla düzenli kontroller yaparlar. Kontroller sırasında, hastanın kalp fonksiyonları, kan basıncı ve genel yaşam kalitesi gibi parametreler dikkatlice gözlemlenir. Ayrıca, olası komplikasyonlar hakkında hastanın bilgilendirilmesi ve bu durumların belirtilerinin tanınabilmesi için gerekli bilgiler sağlanır. Komplikasyonlar arasında kanama, enfeksiyon veya kalp ritim bozuklukları gibi durumlar bulunabilir. Bu nedenle, hastaların belirtileri erken bir şekilde tanıyabilmesi önemlidir. Tüm bu süreç, hastaların iyileşme sürecinin en iyi şekilde ilerlemesi için büyük bir öneme sahiptir.
“Bu makale, Prof. Dr. Hüseyin BOZBAŞ tarafından, TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi adına hazırlanmış olup makalenin tüm hakları TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne aittir. İçeriğin izinsiz kullanılması, kopyalanması veya çoğaltılması yasaktır. Makalenin kaynak gösterilerek paylaşılması durumunda, web sitemize aktif bir bağlantı verilmesi gerekmektedir.”