Erişkin Alerji Merkezi

Erişkin Alerji Merkezi

TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bulunan Erişkin Alerji Merkezi, erişkin yaş grubunda görülen alerjik hastalıkların tanı ve tedavisinde kapsamlı değerlendirme ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sunmaktadır.

Alerjik hastalıklar; üst ve alt solunum yollarını, cildi, sindirim sistemini ve tüm vücudu etkileyebilen farklı klinik tablolarla ortaya çıkabilir. Alerjik rinit, astım, kronik ürtiker, anjioödem, böcek (özellikle arı venomu) alerjileri,  besin alerjileri, ilaç alerjileri ve anafilaksi (alerjik şok) gibi hastalıklar yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir ve bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle doğru tanı, alerjenlerden korunma ve kişiye özel tedavi planı büyük önem taşır.

Erişkin Alerji Merkezi’nde hastalar ayrıntılı bir klinik değerlendirmeden geçirilmekte, gerekli durumlarda alerji testleri planlanmakta ve hastalığın özelliklerine göre uygun korunma ve tedavi seçenekleri belirlenmektedir.

Astım ve Ağır Astım Yönetimi

Astım, hava yollarında kronik inflamasyon ile seyreden ve nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum ve göğüste sıkışma hissi gibi belirtilerle ortaya çıkan bir hastalıktır. Astımın önemli bir kısmı alerjik mekanizmalarla ilişkili olabilir.

Merkezimizde astım hastalarının değerlendirilmesinde ayrıntılı klinik inceleme ve solunum fonksiyon testleri yapılmakta, hastalığın tipi ve kontrol düzeyi belirlenmektedir. Tedavi planı hastaya ve hastalığa özel olarak düzenlenmektedir.

Standart tedavilere rağmen kontrol altına alınamayan ağır astım hastalarında ise hedefe yönelik biyolojik tedaviler önemli bir tedavi seçeneği oluşturabilmektedir.

Besin Alerjileri ve Hasta Eğitimi

Besin alerjileri erişkinlerde daha nadir görülmekle birlikte bazı durumlarda ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bununla birlikte günlük klinik pratikte, yanlış yorumlanan test sonuçları veya eksik değerlendirme nedeniyle gereksiz besin alerjisi tanıları konulabildiği de bilinmektedir.

Bu nedenle besin alerjisi şüphesi olan hastalarda ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Gerekli durumlarda uygun tanı yöntemleri kullanılarak gerçek besin alerjisi ile besin intoleransı veya gereksiz konulmuş tanılar birbirinden ayrılmaktadır.

Gerçek besin alerjisi saptanan hastalarda ise alerjen gıdalardan korunma temel yaklaşımı oluşturur. Bu süreçte hastalara gıda etiketlerinin doğru okunması, riskli gıdaların tanınması ve olası çapraz temasların fark edilmesi konusunda ayrıntılı eğitim verilmektedir.

Ayrıca besin alerjisi olan hastalarda olası acil durumların tanınması ve yönetimi konusunda bilgilendirme yapılmaktadır. Anafilaksi riski bulunan hastalarda acil tedavi planı oluşturulması ve gerekli durumlarda adrenalin oto-enjektör kullanımı hakkında eğitim verilmesi hasta yönetiminin önemli bir parçasıdır.

İlaç Alerjilerinin Değerlendirilmesi

İlaç alerjileri, bir ilacın bağışıklık sistemi tarafından alerjik reaksiyon oluşturması sonucu ortaya çıkabilir. Ancak günlük klinik pratikte, yanlış yorumlanan reaksiyonlar veya eksik değerlendirme nedeniyle gereksiz veya hatalı “ilaç alerjisi” tanılarının konulabildiği de bilinmektedir.

Bu nedenle ilaç alerjisi şüphesi olan hastalarda ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Gerekli durumlarda uygun tanı yöntemleri kullanılarak gerçek ilaç alerjileri ile ilaç intoleransı veya yanlış konulmuş tanılar birbirinden ayrılmaktadır.

Birçok hastada yanlış veya gereksiz konulmuş “ilaç alerjisi” etiketinin kaldırılması (delabelling) mümkündür. Bu durum hastaların gereksiz ilaç kısıtlamaları yaşamadan uygun tedavilere erişebilmesini sağlar.

Gerçek ilaç alerjisi saptanan hastalarda ise hastaların güvenle kullanabileceği alternatif ilaçlar belirlenir. Ancak bazı durumlarda gerekli ilacın kullanılmasının zorunlu olduğu klinik durumlar ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda kontrollü koşullarda ilaç desensitizasyonu (duyarsızlaştırma) uygulanarak ilacın güvenli şekilde kullanılabilmesi sağlanabilir. Bu yaklaşım özellikle bazı ağrı kesici ilaç alerjileri ve kemoterapötik ilaçlara bağlı alerjik reaksiyonlar gibi durumlarda önemli bir tedavi seçeneği olabilir.

Güncel Tedavi Yaklaşımları

Merkezimizde alerjik hastalıkların tedavisinde güncel yaklaşımlar uygulanmaktadır. Bunlar arasında:

  • Alerji aşı tedavisi (immünoterapi) – özellikle alerjik rinit ve arı alerjisi gibi hastalıklarda uygulanan etkili bir tedavi yöntemidir.
  • Biyolojik tedaviler
  • İlaç duyarsızlaştırma (desensitizasyon)
  • Kişiye özel tedavi planlaması

yer almaktadır.

Biyolojik tedaviler özellikle ağır astım, kronik ürtiker ve nazal polip ile seyreden kronik rinosinüzit gibi hastalıklarda  uygun hastalarda önemli tedavi seçenekleri arasında bulunmaktadır.

 

 

Erişkin Alerji Merkezi’nde hastalar bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmekte ve her hasta için bireyselleştirilmiş tanı ve tedavi planı oluşturulmaktadır.

Tanı ve Tedavi Alanları – Erişkin Alerji Merkezi

Erişkin Alerji Merkezi’nde aşağıdaki hastalıkların tanı ve tedavisi yapılmaktadır. Detaylı bilgi için ilgili başlıklara tıklayabilirsiniz.

Başlıca hastalıklar:

  • Alerjik rinit (polen, ev tozu akarı, küf mantarları, kedi ve köpek epitelleri, hamamböceği vb alerjenlere bağlı)
  • Astım ve ağır astım
  • Nazal polip ve kronik rinosinüzit
  • Kronik ürtiker ve anjioödem
  • Besin alerjileri
  • İlaç alerjileri
  • Böcek alerjileri (özellikle arı alerjisi)
  • Anafilaksi (alerjik şok)

 

Tanı ve tedavi özel yöntemleri

  • Alerji testleri (deri prick testi ve yama testi)
  • Alerji aşı tedavisi (iimünoterapi)
  • İlaç desensitizasyonu (duyarsızlaştırma)

 

 

 

 

 

Alerji Testleri

Alerjik hastalıkların tanısında ayrıntılı klinik değerlendirme ve uygun test yöntemleri birlikte kullanılır. Alerji testleri sayesinde hastalığa neden olabilecek alerjenler belirlenebilir ve buna uygun tedavi planı oluşturulabilir.

Her hastada aynı test uygulanmaz. Hangi testin gerekli olduğuna hastanın öyküsü, şikâyetleri ve muayene bulguları değerlendirilerek karar verilir.

Deri Prick Testi

Deri prick testi, alerjik hastalıkların tanısında en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Bu testte farklı alerjenler çok küçük miktarlarda deri üzerine uygulanır ve kısa süre içinde gelişebilecek reaksiyonlar değerlendirilir.

Prick testi özellikle şu alerjilerin değerlendirilmesinde kullanılabilir:

  • polen alerjileri
  • ev tozu akarı alerjileri
  • hayvan epitellerine bağlı alerjiler
  • bazı besin alerjileri

Test sonuçları genellikle 15–20 dakika içinde değerlendirilir ve güvenli bir tanı yöntemidir.

Deri Yama Testi (Patch Test – Kontakt Alerji Testi)

Deri yama testi, özellikle temas alerjilerinin (kontakt dermatit) değerlendirilmesinde kullanılan bir test yöntemidir. Bu testte farklı maddeler özel bantlar yardımıyla sırt bölgesine uygulanır.

Yama testinde kullanılan maddeler genellikle 48 saat süreyle cilt üzerinde tutulur. Test sonuçları 48. ve 72–96. saatlerde yapılan en az iki ayrı değerlendirme ile yorumlanır.

Yama testi özellikle şu durumlarda kullanılabilir:

  • kozmetik ürünlere bağlı alerjiler
  • metal alerjileri
  • bazı kimyasal maddelere bağlı temas alerjileri

 

 

Alerji Aşı Tedavisi (İmmünoterapi)

Alerji Aşı Tedavisi Nedir?

Alerji aşı tedavisi (immünoterapi), bağışıklık sisteminin alerjenlere karşı verdiği aşırı yanıtı azaltmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi ile hastaya belirli aralıklarla çok küçük dozlarda alerjen verilerek bağışıklık sisteminin alerjene karşı tolerans geliştirmesi sağlanır.

Alerji aşı tedavisi, alerjik hastalığın doğal seyrini değiştirebilen ve uzun dönem fayda sağlayabilen önemli bir tedavi yöntemidir.

Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Alerji aşı tedavisi özellikle şu hastalıklarda uygulanabilir:

  • Alerjik rinit (polen, ev tozu akarı, kedi, küf alerjileri)
  • Alerjik astım
  • Böcek alerjileri (özellikle arı alerjisi)

Nasıl Uygulanır?

Alerji aşı tedavisi farklı yöntemlerle uygulanabilir:

  • Deri altı enjeksiyon şeklinde uygulanan immünoterapi (subkutan immünoterapi)
  • Dil altı damla veya tablet şeklinde uygulanan immünoterapi (sublingual immünoterapi)

Tedavi genellikle 3–5 yıl sürer ve düzenli takip gerektirir. Uygun hastalarda immünoterapi, alerjik hastalıkların kontrol altına alınmasında ve ilaç ihtiyacının azaltılmasında önemli katkı sağlayabilir.

İmmünoterapinin hangi hastalar için uygun olduğuna hastanın klinik bulguları, alerji test sonuçları ve hastalığın özellikleri birlikte değerlendirilerek karar verilir.

 

 

Alerjik Rinit

Alerjik rinit, bağışıklık sisteminin bazı çevresel alerjenlere karşı aşırı yanıt vermesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. En sık görülen belirtiler arasında burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma ve burunda kaşıntı yer alır. Bazı hastalarda gözlerde sulanma ve kaşıntı da görülebilir.

Alerjik rinit çoğu zaman polen alerjisi ile ilişkilendirilse de, farklı alerjenler de hastalığa neden olabilir. En sık görülen alerjenler arasında:

  • polenler
  • ev tozu akarları
  • küf mantarları
  • kedi ve köpek gibi hayvan epitelleri
  • bazı durumlarda hamamböceği alerjenleri

yer alır.

Alerjik rinit hastalarının değerlendirilmesinde ayrıntılı hasta öyküsü ve klinik muayene önemlidir. Gerekli durumlarda alerji testleri yapılarak hastalığa neden olan alerjenlerin belirlenmesi hedeflenir.

Tedavide alerjenlerden korunma önlemleri, ilaç tedavileri ve uygun hastalarda alerji aşı tedavisi (immünoterapi) uygulanabilir. İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin alerjenlere karşı tolerans geliştirmesini sağlayarak hastalığın uzun dönem kontrolüne katkıda bulunabilen bir tedavi yöntemidir.

Alerjik rinit ve astım sıklıkla birlikte görülebilen hastalıklardır ve bazı hastalarda her iki hastalık aynı anda bulunabilir. Bu nedenle alerjik rinit hastalarının solunum yolu hastalıkları açısından da değerlendirilmesi önemlidir.

Alerjik rinit yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen ancak uygun tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.

 

 

 

 

Astım ve Ağır Astım

Astım Nedir?

Astım, hava yollarında kronik inflamasyon ile seyreden ve nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum ve göğüste sıkışma hissi gibi belirtilerle ortaya çıkan bir solunum yolu hastalığıdır. Astım belirti ve bulguları zaman zaman artıp azalabilir ve bazı çevresel faktörler ile tetiklenebilir.

Astımın önemli bir kısmı alerjik mekanizmalarla ilişkili olabilir. Bu nedenle alerjik hastalıkların doğru değerlendirilmesi ve alerjenlerin belirlenmesi tedavi planının oluşturulmasında önemli rol oynar.

Tanı

Astım tanısında ayrıntılı hasta öyküsü ve klinik değerlendirme büyük önem taşır. Tanı sürecinde genellikle şu yöntemlerden yararlanılır:

  • solunum fonksiyon testleri
  • alerji testleri
  • hastanın klinik öyküsü ve muayene bulguları

Bu değerlendirmeler sonucunda hastalığın tipi ve kontrol düzeyi belirlenerek hastaya özel tedavi planı oluşturulur.

Ağır Astım

Bazı hastalarda standart astım tedavilerine rağmen hastalık yeterince kontrol altına alınamayabilir. Bu durum ağır astım olarak adlandırılır.

Ağır astım hastalarında hastalığın kontrolünü zorlaştırabilecek eşlik eden durumlar da değerlendirilir. Nazal polip, kronik sinüzit, alerjik hastalıklar, reflü, obezite, sigara ve tütün dumanına maruziyet gibi faktörler astımın daha ağır seyretmesine neden olabilir.. Bu nedenle ağır astım hastaları çok yönlü olarak değerlendirilir ve tedavi planı buna göre düzenlenir.

Astımın kontrolünü zorlaştıran durumların belirlenmesi tedavinin önemli bir parçasıdır.

Ağır astım hastalarında biyolojik tedaviler hedefe yönelik tedavi seçenekleri arasında yer almakta ve hastalığın daha iyi kontrol altına alınmasına katkı sağlayabilmektedir.

 

 

Nazal Polip ve Kronik Rinosinüzit

Nazal polipler, burun ve sinüslerin iç yüzeyini döşeyen dokudan gelişen iyi huylu oluşumlardır. Çoğunlukla kronik rinosinüzit ile birlikte görülür ve uzun süreli burun tıkanıklığına neden olabilir.

Nazal polip hastalarında en sık görülen belirtiler şunlardır:

  • sürekli veya tekrarlayan burun tıkanıklığı
  • koku alma duyusunda azalma veya kayıp
  • burun akıntısı
  • yüz bölgesinde dolgunluk veya basınç hissi

Bazı hastalarda astım, nazal polip, aspirin ve benzeri ağrı kesici ilaçlara karşı duyarlılık birlikte görülebilir. Bu nedenle nazal polip hastalarında astım, aspirin ve benzeri ağrı kesici ilaçlara bağlı reaksiyon öyküsü de ayrıntılı olarak sorgulanır.

Bu üçlü özel durum bazı hastalarda nazal poliplerin ve/veya astımın daha ağır seyretmesine neden olabilir. Bu nedenle hastaların kapsamlı şekilde değerlendirilmesi ve uygun tedavi planının oluşturulması önemlidir.

Nazal polipler bazı hastalarda tekrarlayıcı bir seyir gösterebilir ve standart tedavilere rağmen yeterli kontrol sağlanamayabilir. Bu gibi durumlarda hastalığın özellikleri değerlendirilerek farklı tedavi seçenekleri planlanabilir.

Uygun hastalarda biyolojik tedaviler, özellikle nazal polip ile seyreden kronik rinosinüzit ve eşlik eden astım varlığında önemli ve etkili bir tedavi seçeneği olabilir.

 

 

Kronik Ürtiker ve Anjioödem

Ürtiker (kurdeşen), ciltte ani ortaya çıkan kaşıntılı kabarıklıklar ve kızarıklıklar ile seyreden bir hastalıktır. Bu döküntüler genellikle birkaç saat içinde kaybolabilir ancak tekrar ortaya çıkabilir.

Bazı hastalarda ürtikere anjiyoödem adı verilen, dudaklarda, göz kapaklarında veya vücudun farklı bölgelerinde gelişen şişlikler de eşlik edebilir.

Ürtiker belirtileri 6-8 haftadan uzun süre devam ettiğinde kronik ürtiker olarak adlandırılır.

Kronik ürtiker hastalarının önemli bir kısmında belirgin bir alerjik neden saptanamayabilir. Bu nedenle kronik ürtiker çoğu zaman gıda alerjisi ile ilişkili değildir. Hastaların ayrıntılı değerlendirilmesi ile gereksiz besin kısıtlamalarının önüne geçilmesi hedeflenir.

Kronik ürtiker bazı hastalarda enfeksiyonlar, stres veya bazı ilaçlar gibi farklı faktörlerle tetiklenebilir. Özellikle erişkin hastalarda aspirin ve benzeri ağrı kesici ilaçlar ürtiker belirtilerini artırabilir. Bu nedenle hastaların ayrıntılı değerlendirilmesi ve olası tetikleyici faktörlerin belirlenmesi önemlidir.

Kronik ürtiker tedavisinde öncelikle antihistaminik ilaçlar kullanılmaktadır. Standart tedavilere rağmen kontrol sağlanamayan hastalarda biyolojik tedaviler önemli bir tedavi seçeneği oluşturabilir.

Uygun hastalarda uygulanan biyolojik tedaviler, kronik ürtiker belirtilerinin kontrol altına alınmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına önemli katkı sağlayabilmektedir.

 

 

 

İlaç Alerjileri

İlaç alerjileri, bir ilaca karşı bağışıklık sisteminin verdiği aşırı reaksiyon sonucu ortaya çıkabilir. Bu reaksiyonlar döküntü, kaşıntı, nefes darlığı, yüz veya dudaklarda şişlik gibi farklı belirtilerle görülebilir.

Ancak günlük klinik pratikte, yanlış yorumlanan reaksiyonlar veya eksik değerlendirme nedeniyle gereksiz veya hatalı “ilaç alerjisi” tanıları konulabildiği bilinmektedir. Bu durum hastaların bazı ilaçları gereksiz yere kullanamamasına ve tedavi seçeneklerinin kısıtlanmasına yol açabilir.

Bu nedenle ilaç alerjisi şüphesi olan hastalarda ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Gerekli durumlarda uygun tanı yöntemleri kullanılarak gerçek ilaç alerjileri ile ilaç intoleransı veya yanlış konulmuş tanılar birbirinden ayrılmaktadır.

Özellikle penisilin alerjisi olduğu düşünülen birçok hastada, ayrıntılı değerlendirme sonucunda gerçek bir alerji olmadığı gösterilebilmektedir. Bu nedenle uygun hastalarda değerlendirme yapılarak gereksiz ilaç alerjisi etiketlerinin kaldırılması (delabelling) mümkün olabilmektedir. Bu sayede hastaların gereksiz ilaç kısıtlamaları yaşamadan uygun tedavilere erişebilmesi sağlanır.

Gerçek ilaç alerjisi saptanan hastalarda ise hastaların güvenle kullanabileceği alternatif ilaçlar belirlenir. Ancak bazı durumlarda gerekli ilacın kullanılmasının zorunlu olduğu klinik tablolar ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda kontrollü koşullarda ilaç desensitizasyonu (duyarsızlaştırma) uygulanarak ilacın güvenli şekilde kullanılabilmesi sağlanabilir.

Bu yaklaşım özellikle bazı ağrı kesici ilaç alerjileri ve kemoterapötik ilaçlara bağlı alerjik reaksiyonlar gibi durumlarda önemli bir tedavi seçeneği olabilir.

 

 

 

Anafilaksi (Alerjik Şok)

Anafilaksi, kısa sürede gelişebilen ve tüm vücudu etkileyebilen ciddi bir alerjik reaksiyondur. Ani başlayan döküntü, kaşıntı, nefes darlığı, boğazda daralma hissi, baş dönmesi veya bayılma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir ve acil müdahale gerektirebilir.

Anafilaksi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. En sık görülen nedenler arasında:

  • bazı besinler
  • ilaçlar
  • böcek sokmaları (özellikle arı sokmaları)

yer almaktadır.

Anafilaksi geçiren hastalarda reaksiyonun nedeninin belirlenmesi ve tekrar riskinin değerlendirilmesi büyük önem taşır. Bu nedenle hastaların ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekli durumlarda alerji testlerinin yapılması planlanır. Anafilaksi geçiren hastaların alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi, tekrar gelişebilecek reaksiyonların önlenmesi açısından önemlidir.

Anafilaksi riski bulunan hastalarda acil durum planı oluşturulması ve gerekli durumlarda adrenalin oto-enjektör kullanımı konusunda eğitim verilmesi hasta yönetiminin önemli bir parçasıdır.

Hastaların tetikleyici faktörlerden korunması ve acil durumlarda nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda bilgilendirilmesi de tedavi yaklaşımının önemli bir bölümünü oluşturur.

 

 

Böcek Alerjileri (Özellikle Arı Alerjisi)

Böcek sokmaları çoğu kişide yalnızca sokulan bölgede ağrı, kızarıklık ve şişlik gibi lokal reaksiyonlara neden olur. Ancak bazı kişilerde böcek sokmalarına karşı alerjik reaksiyonlar gelişebilir.

Özellikle arı sokmaları bazı kişilerde ciddi alerjik reaksiyonlara ve nadiren anafilaksi olarak adlandırılan yaşamı tehdit edebilen tabloya yol açabilir.

Böcek sokmasına bağlı alerjik reaksiyon geçiren hastalarda reaksiyonun tipi ve tekrar riskinin değerlendirilmesi önemlidir. Bu nedenle hastalar ayrıntılı olarak değerlendirilir ve gerekli durumlarda alerji testleri planlanabilir.

Anafilaksi riski bulunan hastalarda adrenalin oto-enjektör taşınması önerilebilir ve hastalara bu ilacın acil durumlarda nasıl kullanılacağı konusunda eğitim verilir.

Arı alerjisi tanısı konulan hastalarda arı venomuna yönelik immünoterapi (aşı tedavisi) etkili bir tedavi seçeneğidir. Bu tedavi ile bağışıklık sisteminin arı venomuna karşı tolerans geliştirmesi hedeflenir ve gelecekte oluşabilecek ciddi reaksiyonların önlenmesi amaçlanır.

Venom immünoterapisi uygun hastalarda anafilaksi riskini belirgin şekilde azaltabilen önemli bir tedavi yöntemidir.

 

 

Besin Alerjileri

Besin alerjileri, bağışıklık sisteminin bazı gıdalara karşı anormal ve aşırı yanıt vermesi sonucu ortaya çıkar. Erişkinlerde çocukluk çağına göre daha nadir görülmekle birlikte bazı durumlarda ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Besin alerjileri erişkin yaşta, hatta ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.

Besin alerjisi olan kişilerde görülebilecek belirtiler arasında:

  • ciltte döküntü ve kaşıntı
  • dudaklarda veya boğazda şişlik
  • karın ağrısı, bulantı veya kusma
  • nefes darlığı

yer alabilir. Nadir durumlarda anafilaksi olarak adlandırılan ciddi alerjik reaksiyonlar gelişebilir.

Günlük klinik pratikte, yanlış yorumlanan test sonuçları veya eksik değerlendirme nedeniyle gereksiz besin alerjisi tanıları da konulabilmektedir. Bu nedenle besin alerjisi şüphesi olan hastalarda ayrıntılı klinik değerlendirme büyük önem taşır.

Gerekli durumlarda uygun tanı yöntemleri kullanılarak gerçek besin alerjisi ile besin intoleransı veya yanlış konulmuş tanılar birbirinden ayrılmaktadır. Bu sayede gereksiz besin kısıtlamalarının önüne geçilmesi hedeflenir.

Gerçek besin alerjisi saptanan hastalarda alerjen gıdalardan korunma temel yaklaşımı oluşturur. Bu süreçte hastalara:

  • gıda etiketlerinin doğru okunması
  • riskli gıdaların belirlenmesi
  • olası çapraz temasların fark edilmesi

konularında ayrıntılı eğitim verilmektedir.

Anafilaksi riski bulunan hastalarda acil durum planı oluşturulması ve gerekli durumlarda adrenalin oto-enjektör kullanımı konusunda eğitim verilmesi de hasta yönetiminin önemli bir parçasıdır.

Önerilen Yazılar

TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi

TOBB ETÜ Hastanesi
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.