Kalın Bağırsak Kanseri TanısıDoç. Dr. Cem Cengiz Oluşturuldu: 2018-08-31 12:11:01
Görüntü Sayısı: 672

Kalın Bağırsak Kanseri Tanısı

Kolon kanseri adı verilen kalın bağırsak kanseri son yıllarda giderek artan sıklıkta görülmektedir. Tüm dünyada en sık görülen üçüncü kanser tipi olup erkeklerde kanserden ölümlerin en sık ikinci, kadınlarda ise üçüncü nedenidir. Bu nedenle, kalın bağırsak kanserinin erken tanısı önem arz etmektedir.

Kalın Bağırsak Kanseri Tanısı

KALIN BAĞIRSAK (KOLON) KANSERİ TANISI

Kolon kanseri adı verilen kalın bağırsak kanseri son yıllarda giderek artan sıklıkta görülmektedir. Tüm dünyada en sık görülen üçüncü kanser tipi olup erkeklerde kanserden ölümlerin en sık ikinci, kadınlarda ise üçüncü nedenidir. Bu nedenle, kalın bağırsak kanserinin erken tanısı önem arz etmektedir. Her ne kadar 50 yaşından itibaren görülme sıklığı artsa da, son yıllarda şaşırtıcı şekilde ailesinde kolon kanseri olmayan 20’li yaşlardaki bireylerde dahi kalın bağırsak kanseri görülebilmektedir.

Kolon kanseri kalın bağırsakta polip denilen et benlerinin yıllar zarfında giderek büyümesi ile oluşur. Polipler ve hatta ileri evreye gelmemiş bağırsak kanseri herhangi bir şikayete neden olmazlar, yani sinsi seyirlidirler. Kanama, karın ağrısı, dışkılama değişikliği gibi şikayetlere yol açtıklarında ise çoğu zaman kanser artık ileri evrededir ve ameliyata ve hatta kemoterapi veya radyoterapiye ihtiyaç duyulur. Bu nedenle, kalın bağırsak poliplerinin erken tanısı kolon kanserinin önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Bu amaçla, “hali hazırda, makattan kanama, karın ağrısı, kabızlık, ishal gibi dışkılama değişikliği olmasa bile”, ailesinde kolon kanseri olmayan bireylerin 50 yaşından itibaren ve birinci derece akrabalarında kolon kanseri olanların ise 40 yaşından itibaren kolonoskopi yaptırması polip ve kolon kanserinin erken tanı ve tedavisinde oldukça önemlidir. Ancak, kolon kanseri olan birinci derece akraba kolon kanserine 50 yaşından önce yakalanmış ise kolonoskopi bundan 10 yıl önce yani 40 yaşını beklemeden yapılmaya başlanmalıdır (Ör: birinci derece akraba 45 yaşında kolon kanseri olmuş ise kişi kendisine ilk kolonoskopisini 35 yaşında yaptırmalıdır). Ayrıca, makattan kanama, karın ağrısı ve kabızlık-ishal gibi dışkılama bozukluğu olanların ise daha genç yaşta olsalar dahi doğru tanı ve tedavi için bir gastroenteroloji uzmanına ivedilikle başvurmaları çok önemlidir.

Kolonoskopi, ucunda ışıklı kamera ve mercek olan esnek bir tüple makattan girilerek tüm kalın bağırsağın iç yapısının büyütülerek görüntüleme işlemidir. Bu işlem öncesi posasız kısa süreli bir diyet ve müshil ilaçları ile bağırsak temizliği yapılır. Kolonoskopi sırasında ideal olarak hasta, bilinçli sedasyon denilen ve derin olmayan bir uyku hali sağlayan ve ayrıca ağrı kesici özellikteki ilaçların damardan belirli dozlarda verilmesi ile uyutulur. Bu şekilde işlemin daha rahat ve konforlu geçmesi sağlanır. Kolonoskopi sırasında kalın bağırsak polipleri görüldüğü zaman aynı esnada çeşitli araç-gereçler kullanılarak polipler alınır ve böylece kansere dönüşmeleri engellenmiş olur. İçinde başlangıç evresinde kanser barındıran tümörleşmiş poliplere de yine kolonoskopi sırasında bir takım yöntemlerle müdahale edilip ameliyata gerek olmadan çıkartılmaları mümkün olabilir. Ancak, kolon kanseri gelişmiş ise bunun tedavisi artık ameliyat ve gereğinde ameliyata ek olarak kemoterapi ve/veya radyoterapi gerektirir.

Kolon kanserinin erken tanısında kullanılan bir takım testler de vardır. Bunlardan en bilineni dışkıda (gaitada) gizli kan testidir. Bu test 50 yaşından itibaren şikayeti olsun olması tüm bireylere yapılabilir. Pozitif bulunduğunda ise vakit geçirmeden kolonoskopi yapılması amacıyla bir gastroenteroloji uzmanına başvurmak gereklidir. Bununla birlikte, dışkıda gizli kan testinin hassasiyeti ve güvenilirliği birçok faktörden etkilenmektedir ve bu nedenle her yıl veya en geç 2 yılda bir yaptırılması uygun olur. Ayrıca, dışkıda gizli kan testi kalın bağırsak poliplerini tespit etmede oldukça yetersizdir. Diğer bir değişle, test negatif yani normal olsa bile kolonoskopi yapıldığında kalın bağırsak polibi bulunabilir. Bu nedenle, kolonoskopi hem tanı yönünden hem de polip veya tümör görüldüğü zaman aynı anda çıkartılabilmesi veya patolojik tanı için biyopsi yapılabilmesi nedeniyle her koşulda daha etkin bir yöntemdir.

Son yıllarda gelişmiş ülkelerde kullanılmaya başlanan ancak ülkemizde halen sınırlı sayıda laboratuvarda yapılabilen bir başka dışkı testi de fekal DNA testidir. Bu test, bağırsak şikayeti olmayan kişinin dışkı örneğinde kolon kanseri veya poliplerden gelen hücrelerdeki DNA dediğimiz genetik koda ait değişiklikleri tespit eder. Eğer bu anormal değişiklikler tespit edilirse takiben kolonoskopi yapılıp kolon kanseri veya polip aranmalıdır. Oldukça güvenilir, ancak pahalı bir genetik testtir ve negatif yani normal bulunsa bile 3 yıl sonra tekrar edilmesi önerilir.

Yukarda anlatılan dışkı testlerinin yanı sıra, kolon kanseri veya poliplerinin tanısında kullanılan 2 yöntem daha vardır. Bunlardan biri, BT kolonografi denilen bir radyolojik inceleme diğeri ise kapsül endoskopi yani kalın bağırsağın içinin çok sayıda fotoğrafını çekme yeteneği olan ve ağızdan hap gibi yutulan kapsül şeklinde bir kamera ile görüntülemedir.

BT kolonografi öncesinde, kolonoskopide olduğu gibi müshil ilaçları ile bağırsak temizliği yapılarak kalın bağırsak boşaltılır. Takiben radyoloji ünitesinde hasta tomografi masasına yatırılarak makattan sokulan bir tüp içinden verilen belli miktarda gaz sonrası tomografi cihazı içinde çeşitli açılardan çekimler yapılır ve takiben kalın bağırsağın 3 boyutlu görüntülemesi yapılarak polip veya kolon kanseri varlığı araştırılır. Bu nedenle, radyasyon maruziyeti vardır. Ayrıca, polip veya kanser şüphesi olduğu zaman takiben kolonoskopi yapılması gereklidir.

Kapsül endoskopi öncesinde de bağırsak temizliği yapılır. Ertesi sabah hastanın beline takılan alıcı kemer ve omzundan askılı ufak bir kutu içine konulan kayıt cihazını takiben ağızdan büyükçe bir vitamin hapı ebatlarındaki kolon kapsülü bir yudum su ile yutturulur. Kolon kapsülü kalın bağırsağa geçene kadar daha seyrek aralıklarla ancak kalın bağırsağa geçtikten sonra saniyede en az 4 fotoğraf alacak hızda binlerce fotoğraf çeker. Çekim süresi 16 saat civarındadır ve bu süre içinde hasta manyetik ortamlar dışında normal hayatına devam edebilir ve kapsülü yuttuktan 2 saat sonra sıvı ve 4 saat sonra katı gıdalar alabilir. Kapsül tek kullanımlıktır, dışkı ile atılır ve hasta kapsülü geri getirmez. Kapsül çektiği fotoğrafları kayıt cihazına gönderir ve ertesi gün hasta kayıt cihazını doktora teslim eder. Gastroenteroloji uzmanı kayıt cihazının içindeki fotoğrafları özel bir bilgisayar programına yüklemek suretiyle bir film haline gelmiş görüntüleri inceler ve varsa polip veya kanser varlığını araştırır.

Anlatıldığı üzere tüm bu yöntemler, kalın bağırsak yani kolon poliplerinin ve kanserinin erken tespitine yönelik yapılmaktadırlar. Sonuçta, kolon kanseri önlenebilen bir kanser türüdür ancak kolon kanserinin öncüsü olan poliplerin erken tanısı ve çıkartılması şartıyla. Poliplerin tanısı ve çıkartılması işleminin bir arada yapılabildiği tek yöntem ise kolonoskopidir. Bu nedenle, yukarıda anlatılan durumlarda kolonoskopi yaptırmaktan çekinilmemeli ancak yine de kolonoskopi yaptırmak istemeyenler sözü edilen diğer test ve tetkikleri yaptırmalıdırlar. Bununla birlikte, özellikle makattan kanama veya dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı,kabızlık-ishal veyahut eskiden günde bir kez dışkılama olurken normal kıvamda bile olsa günde birkaç kez dışkılaması olmaya başlaması gibi bağırsak değişikliği tanımlayan ve kilo kaybı olan kişilerin diğer tanı yöntemleri ile gereksiz zaman ve hatta para kaybını da önlemek için kolonoskopi yapılması amacıyla bir gastroenteroloji uzmanına başvurmaları tavsiye edilir. Elbette, o kişi özelinde hangi yöntemin daha uygun olduğuna dair en doğru karar gastroenteroloji uzmanı ile birlikte verilecektir.


Bu yazı Doç. Dr. Cem Cengiz tarafından yazıldı ve 672 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler